5-turan

Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Türk tiyatrosunun yaşayan en değerli yazarı Turan Oflazoğlu için düzenlenen saygı gecesi muhteşem geçti. Yakınları, dostları ve tiyatroseverler Oflazoğlu’nu gecede yalnız bırakmazken konuşmalar esnasında duygulu anlar yaşandı.  

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü ile Kültür A.Ş. tarafından düzenlenen “Turan Oflazoğlu’na Saygı Programı” Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Kalabalık bir dinleyici topluluğunun doldurduğu salonda konuşmalar, Oflazoğlu’nun Türk tiyatrosuna yaptığı hizmetlere dâirdi, anlatılan hâtıralar ise büyük bir dikkatle dinlendi. 

 Surur Öztürk’ün takdim konuşmasından sonra panele geçildi. Mehmet Nuri Yardım’ın oturum başkanlığını yaptığı panelde Prof. Dr. İnci Enginün, Cüneyt Türel ve Engin Uludağ birer konuşma yaptı. ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım panele başlarken yaptığı konuşmada, Turan Oflazoğlu’nun Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en iyi ve büyük yazarı olduğunu, bunu kendisinin değil, edebiyat otoritesi olan merhum Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın söylediğini belirtti. Bu faaliyetin gecikmiş bir toplantı olduğuna işaret eden Yardım, “Turan Oflazoğlu’nun hakkını vermek kolay değil ama bu toplantıyla ona saygı ve sevgimizi göstermek istedik. Bir bakıma sanatımıza yaptığı büyük hizmetler için bu bir teşekkür toplantısıdır, bir şükran ifadesidir.” dedi. Oflazoğlu hakkında artık sadece Türkiey’de değil başta Mısır olmak üzere bir çok dünya ülkesinde tezler hazırlandığına dikkat çeken Yardım, Prof. Dr. İnci Enginün’ün Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı adlı eserinde Turan Oflazoğlu’nun tiyatro eserlerine tam 18 sayfa ayırdığını hatırlattı. Yardım, “Oflazoğlu’nu tiyatroya yönlendiren Ahmet Hamdi Tanpınar olmuştur. Tanpınar, uzak görüşlülüğü ve ferasetiyle Oflazoğlu’nu tiyatro dünyamıza armağan etmiştir. Bugün 30’un üzerinde eseri bulunan Oflazoğlu, eserleriyle geçmişimizi, bilhassa Osmanlı tarihimizi bize sevdirmiş, geçmiş ile bugünkü nesiller arasında bir köprü kurmutur.” dedi.

         İlk konuşmayı yapan Prof. Dr. İnci Enginün, Oflazoğlu’nun çok büyük bir tiyatro yazarı olduğunu söyledi. “Onun eserlerinde evrensel ve edebî her şeyi bulmak mümkündür.” diyen Enginün, Oflazoğlu ile tanışmadan önce onun kitaplarını okuduğunu, hatta Shakespeare adlı kitabına önsöz yazdığını aktardı. Enginün, Oflazoğlu’nun edebiyat hayatıyla ilgili uzun incelemelerde bulunduğunu, onun Deli İbrahim adlı tiyatro oyununu büyük bir heyecanla seyrettiğini belirterek, eserin çok farklı yönleri olduğunu dile getirdi. Oyunun yurtdışında da geniş bir yankı uyandırdığına dikkat çeken Enginün, sözlerine şöyle devam etti:

         “Deli İbrahim, o zamana kadar izlediğim en iyi tarihî oyundu. Bu oyunu birçok yazar haksız şekilde eleştirdi. Onlar aslında bu derece güzel oyunu çekemedikleri için eleştirmişti. İngiltere, Macaristan gibi ülkelerde oyun değişik dillere çevrilerek oynanmıştır. Onun bol sayıdaki tiyatro eserlerinin yanı sıra şiir kitapları ve denemeleri de var. Şiirleri eski kültürle iç içedir ve onları basma kalıp değil de yenileyerek yazmıştır. Bir yazar sadece gününün dilini kullanırsa anlaşılır. Oflazoğlu da bu şekildedir. Onun dili son derece yalındır ve çarpıcıdır.”

Yazarın Bizans Düştü- Fatih oyununa dikkat çeken İnci Enginün, “Oyun yazarımız her zaman bir şairdir. Turan Bey, kalemiyle Osmanlı tarihini âdeta yeniden canlandırmıştır.” diye konuştu. Oflazoğlu’nun Gardiyan adlı oyunu üzerinde duran Enginün, “Oflazoğlu Türkçeyi mükemmel bir şekilde kullanır. Onun eserleri hem günceldir, hem geçmişten izler taşır, hem de kalıcıdır.” diyerek bir şiirini okudu.

Daha sonra sinema ve tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel’e söz verildi. Türel, Oflazoğlu ile yaklaşık 40 yıl önce tanıştıklarını belirterek, “Hocamın tiyatro metinleri çok farklıydı ve inanılmazdı. O bana, ‘Bütün sanatlar ulaşacakları amaç için kendilerine şiiri hedefler’ demişti. Kendisi hem tiyatrocu hem de şairdi. Yani en baştan amacına ulaşmıştır. Ben onun sayesinde tiyatronun farklı alanlarından kişiler tanıdım. Birçok ünlü şairde bulamadığım dizeleri onda buldum.” şeklinde konuştu.

40 yıl önceki hâtıralardan bahseden Cüneyt Türel, “Ben de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde okudum. O zamandan tanışırız Oflazoğlu’yla. Bir ara Sokrates’i konuşmuştuk. Sonra Oflazoğlu, Sokrates’i yazdı. Ben Turan Oflazoğlu’nun Kezban Allah’ın Dediği Olur, Deli İbrahim, Bizans Düştü Fatih isimli oyunlarında büyük bir heyecanla oynadım.” dedi. Deli İbrahim rolünü oynayan Cüneyt Türel, oyun hakkında ayrıntılı bilgi verdi ve Oflazoğlu’nun bir şiirini okudu. Daha sonra söz alan tiyatro yönetmeni Engin Uludağ da hâtıralardan yola çıkarak bir konuşma yaptı. Oflazoğlu’nun çok titiz bir yazar olduğunu belirten Uludağ, “Turan Oflazoğlu’nu önce Erzurum’da gıyaben tanıdım ve elime geçen bütün eserlerini okudum, kendisine hayran oldum. Daha sonra Kezban, Sokrates Savunuyor, Kılıç ve Ney, Elif Ana ile Bizans Düştü Fatih isimli oyunlarını yönettim. Turan Beyin evinde bir gün Cem Sultan’ı okuduğunu ve sonuna kadar dinlediklerini belirten Uludağ, “Oflazoğlu, Cem Sultan’ı dengeli bir şekilde objektif olarak yazmıştır.” dedi.

 


                   “BÜYÜK EMEKLERİ VAR”

Panelin sona ermesinden sonra Mehmet Nuri Yardım, salonda bulunan Oflazoğlu dostlarını kürsüye dâvet etti. Prof. Dr. Zeynep Kerman, Kaplan Hoca çevresinde Oflazoğlu ile başlayan dostluklarını anlatırken, Üstün İnanç ise Şehir Tiyatroları Repertuvar Kurulu’nda yazarla birlikte çalıştıklarını belirtti ve “Tragedyayı bizde en iyi yazabilen Oflazoğlu’dur. Tiyatromuza büyük emekleri vardır, daha çok yaşayasın Turan ağabey!” dedi. Tiyatro oyuncusu Ersan Uysal, oyunların kostümlerini yapan Hale Eren, Prof. Dr. Abdullah Uçman da kısa konuşmalarında Turan Oflazoğlu’nun değeri hakkındaki duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.

Paneli yöneten Mehmet Nuri Yardım zaman zaman, Oflazoğlu’ndan bazı kısa hâtıralar naklederken, Oflazoğlu ailesinin nikâhlarının, bulundukları binada geçmişte evlendirme dairesi olarak kullanılan Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde kıyıldığını hatırlattı. Bu anlamlı tesadüf dinleyiciler tarafından alkışlandı. Yardım, son bölümde Turan Oflazoğlu’nun bütün eserlerini yayımlayan İz Yayıncılık’ın editörü Hamdi Akyol’u kürsüye dâvet etti. Akyol, Turan Oflazoğlu’nu bir yayıncı olarak tanımadan önce bir yazar olarak okuduğunu ve eserlerini çok sevdiğini söyledi. Hamdi Akyol, “Turan Oflazoğlu’nun eserlerini yayımlamak bizim için bir kıvançtır, bir mutluluktur.” dedi.

Programın sonunda yazarın kızları Görkem ve Gizem Oflazoğlu ile eşi Sevil Oflazoğlu kürsüye dâvet edildi. Her üçü de duygu yüklü konuşmalar yaptılar. Bu konuşmalar başta Turan bey olmak üzere salonda bulunan bir çok katılımcının gözlerinin yaşarmasına yol açtı.

 

         RAHMAN SURESİ

Son konuşmacı Turan Oflazoğlu’ydu. Yardım’ın dâveti üzerine alkışlarla kürsüye çıkan Turan Oflazoğlu, bütün dostlarına, programı düzenleyenlere teşekkür etti. Türk tiyatrosuna hizmet etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Oflazoğlu “Ne yaptıysam Türkçem için, insanımız için yaptım. Beni sanata bağlayan da bu sevgi, bu tutkudur.” dedi. Eşi Sevil Hanım’la tanışmasının hikâyesini anlatan Turan Oflazoğlu, daha sonra “Türkçe”, “Sahne” ve “Atatürk” şiirlerini seslendirdi. Engin Uludağ’ın isteği üzerine de çocukken gördüğü bir rüyayı şöyle dile getirdi:

“Adana Ceyhan’daydık. Çocuktum. Bir gün rüyamda birini gördüm. Bana ‘Abdülkadir Geylani Hazretleri buradan geçti.’ dedi. Bu rüyamı imam olan babama anlattığımda ‘Demek ki zamanı gelmiş’ diyerek kalktı, evimizde bulunan Kur’an-ı Kerim’i indirdi ve rahleye koydu. Beni yanına çağırarak ilk Kur’an dersini verdi. İlk okuduğum ayetler, ‘Errahman, Allamel Kur’an…’ diye başlayan Rahman Suresi’ydi. Bu ahenkli sözler bana çok tesir etti. Yıllar sonra 4. Murat’ı yazarken bu etki altında bir tirad yazdım, çok beğenildi.”

Toplantının tamamlanmasından sonra bütün konuşmacılar hâtıra fotoğrafları çektirdi. Daha sonra salonda açılan ve Turan Oflazoğlu’nun albümünden seçilmiş fotoğraflar ile eserlerinin ilk baskılarından meydana gelen sergi gezildi. Programa Gürbüz Azak, Mine Enginün, Ayhan Güldaş, Nidayi Sevim, İsmail Hakkı Avcı, Fatma Ertem, Esra Kara ve Sait Aktaş’ın da aralarında bulunduğu bir çok sanatsever katıldı.