Payday Loans
Dünyanın Şiiri
Ey Beklenen Gel Artık!

Serdar Üstündağ

 

Yüz yıllar geçti, hasretle hep seni bekledik,

Gel, yoluna baş koyduğum gel artık,

Gözlerde yaş bitti, üstüne birde kan ekledik,

Gel soyuna kurban olduğum gel artık.

Devamını oku...
güler100

Armudun İyisi

 Zeytinburnu sahilinde bir kumaş fabrikasındayız. İşçiler öğle yemeğinde. Yemekler sırayla tepsilere görevliler tarafından konuluyor. Selahaddin Usta da sırada. Sıra ilerliyor yemekler alınıyor. Meyve olarak o gün armut var. Sıra Selahaddin Usta'nın önündeki adamda. Armudun başındaki vazifeli o adama armutlardan seçerek irisini ve iyisini veriyor. Ardındaki Selahaddin Usta da, ona;

Devamını oku...
Kimler Sitede
Şu anda 64 konuk çevrimiçi
Site Anketi
Sitemizi Beğendiniz mi?
 
Giriş Formu

 

eskaderlogo

 

 

 

sanatalemilogo

zeytin_burnu_etkinlik_2

 

uskudar-belediyesi

 

aydnlar_camide2

 

moralfm_logo

ded5

 

yedirenkiletisim

 

Kltr_ve_Turizm_emzik

Mizah Nedir,Mizahın Tarihçesi,Türk Toplumunda Mizah ve Geçirdiği Süreçler,Mizah Türleri, Değerlendirme Cansaran Kızıltaş

Sunu1

Pazarola Hasan Bey

Cansaran Kızıltaş       

  Mizah eğlendiren; gülme nedeni olan, insanın hoşça vakit geçirmesini sağlayan her şeydir. Zamanla teknolojinin gelişmesine paralel olarak mizah anlayışı da değişiklik göstermiştir. Giderek yaşama şartlarının değişmesi mizah çeşitliliğini de beraberinde getirmiştir. Yazılı basının ortaya çıkması ile sözlü basın eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Böylece taklitçi tipler ,güldürmeye dayalı hareketlilik ifade eden mizah tiplemeleri yerini yeni bir anlayışa bırakmıştır. Mizahçılar yazar ve çizer tipler olarak iki grup şeklinde ayrılmışlardır. Karikatür yeni bir mizah anlayışı olarak benimsenmiştir.

 

     Yazılı mizah ise içinde bulunduğu zamana ve mekana göre değişirken görsel mizah türleri de giderek önem kazanmıştır.

       Bu farklılıklar çağlara bağlı olarak görsel sanatlarda çeşitliliği ortaya çıkarmıştır. Bunlar; görsel mizah türleri olarak karikatür, heykel, resim ve grafik sanatlarını etkilemiştir.

         Mizah; bir çok düşünür tarafından tartışılıp tanımlanmaya çalışılmış bir kavramdır. Descartes,Hobbes, Twain, Platon,Freud ve Darwin gibi düşünürler mizah üzerinde kafa yormuşlardır. Bir başka kaynağa göre mizah dilimize Arapçadan girmiş bir sözcüktür. Buna göre mizah olayların gülünç, ilk bakışta görülmeyen yönlerini fark ettiren, söz konusu olaylar üzerinde insanları düşünmeye çağıran , düşündürürken güldüren bir sanattır.

           Bir başka deyişle; olaylar üzerinde insanları düşündürürken diğer taraftan hemen anlaşılmayan farklılıkları incelikle güldürü sanatı ile gösterme , işaret etme sanatıdır.

             Mizahın Türkçe karşılığı ''Güldürü'' dür.

   İnsanlar ise mizahı kendini güldüren şey olarak tanımlar. Buna göre mizah komik bir dürtü ile başlayan ,hoşa giden güldüren her şeydir.

       Diğer taraftan mizah anlayışı içinde ince bir tavrı da barındırmalıdır. Çünkü içinde incelik bulunmayan mizah kırıcı olabilir. Temelinde karşısındakini kırmadan eğlendirme fikri bulundurmalıdır.

         Tarihte toplumlar , ancak bu şekilde ince bir mizah anlayışı geliştirerek olgunlaşmışlardır. Toplumların tarihsel gelişimlerine baktığımızda milli ve manevi değerlerinin yanı sıra biriktirdikleri kültürel birikimlerde o toplumlarda mizah anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

            MİZAHIN TARİHÇESİ;

        Batı kaynaklarına göre; mizahın kökeninin M.Ö 4ve 5yy. da Yunanistan'a kadar uzandığı söylenir. Mizah toplumsal sevinçlerin dışa vuruş şeklidir. Buna göre; eski Yunanda Dionysos şenlikleri Hititlerde ise Purilli ayinleri içinde ; mizah bulunduran eğlencelerdir.Tarihte toplumlara baktığımız zaman iyi ile kötünün hep yan yana savaştıklarını görürüz öyle ki bu durum destanlara , masallara ve çeşitli halk hikayelerine de yansımıştır.

         Bir bakıma bu iki zıt kavram aslında Kura'n i temel fikirleri de barındırırlar. İslam dininin yaygınlaşması ile toplumların gelişmesinde ahlaken iyi bir düzeye ulaşmasında Kura'n i kavramların esas alınması etkili olmuştur.Bu bir ihtiyaçtır.. Zaten Hz. Allah varlığın temeline bu iki kavramı yerleştirmiştir. Buna göre de eski toplumlarda iyinin kötüye galip gelmesinin sonunda eğlenceler düzenlenmiştir.. Böylece kötünün alaya alınması mizahı doğuran bir sebep olmuştur.   

       Eski Yunan da kötünün sembolü olarak görülen yılana şarap içirilerek onun deliğine girememesi mizah olarak görülmüştür.

         Anadolu'da ise halk arasında yüz yıllarca bu ve buna benzer hikayeler anlatıla gelmiştir. Örneğin; Farenin peyniri yiyerek şişmanlaması sonucu deliğine girememesi ve ev sahibine yakalanması mizah konusu olmuştur.(Öngören:1998.17). Ayrıca bilgiye ulaşma ve onu anlamaya yönelik bir araç olarak da kullanılmıştır.      

       İnsanları ikna etmenin bir yolu olarak da bilmeceler ortaya çıkmıştır. (Williams 1997: 54). Tarihsel süreç içinde baktığımızda mizah Rönesans ile birlikte çeşitlilik kazanmıştır. Papazlara ve Kiliseye yönelik zengin bir mizah anlayışı gelişmiştir. Mizahın gelişme dönemi Ortaçağdır. Bunun sonucunda gelişen mizah anlayışı halkın desteğini alarak soyluları ve belirli kişileri hedef almıştır.

           Bu dönemde Cervantes ve Moliere'nin eserleri o dönem için çok etkili olmuştur. Temelinde hoşgörü bulunduran bu mizah anlayışı sosyal,ekonomik ve politik problemleri sözlü ya da yazılı olarak ince bir alayla vermeye çalışmıştır.

               Bütün bu süreçlerden sonra mizah bu günkü durumuna ulaşmıştır. Mizahın psikolojik olarak iyileştirici gücünün olduğu da gözlemlenmiştir. Böylece mizahın önemi sanatsal ve edebi metinlerde yer almasının yanı sıra sağlık alanında ve psikolojide de anlaşılmış ve çeşitli hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır.

             Ortaçağda mizahın iyi bir sindirim etkisi gösterdiği düşünülüp saray soytarıları yemeklerden sonra soyluları eğlendirme ile görevlendirilmişlerdir.(Hefferin.1996:42.).

             II. Dünya savaşından sonra radyo ve televizyonun (Philips ve Tomlinson 1992-16). giderek gelişmesi toplumlar üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir. . Bundan sonra televizyon evlerde önemli bir eğlence aracı olarak yerini almıştır. Daha sonraları; sese görüntüde eklenerek olaylar görüntüsel olarak da anlatılmış böylece görsel mizah da gelişmiştir.

 TÜRK TOPLUMUNDA MİZAH ;

      Mizah Türk toplumunda oldukça eskiye dayanır.. Türk mizah dönemini çeşitli bölümlerde incelemek mümkündür. Ancak bunun için farklı görüşler ortaya atılmıştır.( Özcan.2002.21) Buna göre; Antik Anadolu mizahi dönem, Selçuklu dönemi mizahı, Osmanlı dönemi mizahı ve Cumhuriyet dönemi öncesi Anadolu mizahıdır.

   Yaşadığımız dönem önemli mizahçılarımızdan ;  Aziz Nesine göre ise bu dönemler; Eski Türk mizahı dönemi, Nasrettin Hoca dönemi; Divan edebiyatı ve Halk edebiyatında mizah., 2.ci Meşrutiyet dönemi ve Son dönem olarak ayrılmıştır.

     Aziz Nesin mizahın çeşitli dönemlere ayrılmasının nedenini farklı siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmelere göre değerlendirme olarak açıklamıştır.

Bütün bunları sonuca vardırdığımızda ; mizahın aslında hükümran güçlerin toplum üzerindeki baskısı ile doğmuş olduğunu görürüz. Hakim güçler mizahı yapanları ve eleştirenleri yok saymaya çalışsalar da sonunda yine kazanan mizah olmuştur.

       O halde güçlüler karşısında mizahın kazanmasını toplumsal bir güç olarak değerlendirebiliriz.

       Daha öncede belirttiğimiz gibi iyi ve kötünün savaşması; tarih boyunca toplumların düzensizliğe ve adaletsiz bir yönetime karşı; hakim olan güçlerin karşısında toplumun bir tepkisi olarak mizahı doğurmuştur.

         Tarihsel süreç içinde değerlendirdiğimizde ünü tüm dünyayı salmış Anadolu da doğmuş Ezop masalları , batıya kaynaklık etmişlerdir.(Özcan; 2002,20). Antik Anadolu medeniyeti içinde bulunan Ezop masallarına daha sonra Selçuklular döneminde rastlanmamaktadır. Fakat batı mizahının temelini oluşturmuştur.

             Nasrettin Hoca mizahı ile Ezop mizah anlayışı arasında bir benzerlik yoktur. Çünkü toplumların Sosyo - Ekonomik yapısının gelişimine paralel olarak burada da etkileri görülmektedir. Antik Anadolu kültürü bağcılık ve çiftçilik yaparken ; Selçuklu kültürü çobanlığa dayanmakta idi. İşte ; bu farklılıklar toplumlara yansıdığı için kültürel mizah da ona göre değişkenlik arz etmektedir.  

             Selçuklu mizah anlayışı başka hiçbir toplumlardan etkilenmemiş ve kendi mizah kültürünü geliştirmiştir.(Öngören.1998,43).

               Keloğlan masalları, Dede Korkut hikayeleri ve Nasrettin Hoca fıkraları Selçuklu dönemi mizah örnekleridir. Keloğlanın padişahın kızını istemesi , Nasrettin Hocanın göle maya çalması , Karagöz ile Hacivat'ın saflığı ve dürüstlüğü Türk halkının dürüstlük, saflık ve mizah anlayışını belirler.

               Osmanlı Dönemi Mizahı ise ; durağan , değişmez bir yapı özelliği gösterir. Pişekar, Kavuklu, Karagöz ve Hacivat Halk ve Divan Edebiyatı olarak bu dönemin içinde görülür.(Öngören; 1998; 51-52). Biz Osmanlının mizah konusunda İslam geleneğinin bir sonucu olarak; İslami  estetiği ve tavrını esas aldıklarını görüyoruz. Mizah kelimesi içinde yer alan sözcüklerin çoğu Arap-Fars kökenlidir. 1830'larda matbaanın  yaygınlaşması mizah türlerinin gelişmesinde etkili olmuştur.

           Bunun sonucunda ; mizah yazılı olarak kendini göstermeye başlayınca da güçlü olmuştur.1908' de İkinci Meşrutiyetin ilanı ile çok sayıda mizah dergisi çıkmaya başlamıştır.Bunlar Cingöz, Boşboğaz, Karagöz ve Hacivattır. Bu yayınlar daha çok saraya Sultan Abdülhamit'in yaşadığı döneme ve önceki dönemlere ince sataşmalar şeklindedir.(Yardım:2002 ;20).

        Cumhuriyet Dönemi; mizahı yeni harflerin kabulü ile birlikte Serbest Fırkanın kurulması sonucu farklı bir mizahi yapı ortaya çıkmıştır. Böylece; II.Dünya savaşının başlamasına paralel olarak; egemen kesime karşıt bir hareket niteliğinde(Nesin.2001:55). Marko Paşa siyasal mizah gazetesi olarak 25 kasım 1946' da çıkmıştır.Marko Paşa siyasal mizah türünün bir temsilcisi olarak çıkan ilk gazetedir. Hatta halk arasında o yıllarda adeta kalıplaşmış bir söz haline gelen mizahi anlamda değer kazanmış yaygın bir sözcük olarak da''Marko Paşa'' kullanılmıştır. ''Git derdini Marko Paşa'ya anlat''. Bu espritüellik kazanmış bir sözcüktür o dönemlerde.

           Diğer taraftan İttihatçılar döneminde Kalem ve Cem adında iki mizah dergisi daha çıkar. Marko Paşa gazetesi o dönem siyasi hayatı için        Türkiye'nin Amerika ile siyasal ilişkilerini mizah yolu ile bir eleştiri aracı olarak kullanılmıştır. (İnuğur 1992.215).1950 yılında siyasal değişikliklere paralel olarak yeni bir mizah anlayışı görülmektedir.60'lı ve 70'li yıllar ise Türkiye; siyasal değişiklilerin sonucu olarak askeri darbe ve anayasa değişiklikleri ile sarsıntılar geçirmiş ve mizah bu dönemde en durgun devrini yaşamıştır.

         70'li ve 80'li yıllarda ise Akbaba Dergisi eski önemini kaybetmeye başlamış onun yerine Gırgır Dergisi çıkmaya başlamıştır.(Öngören; 1998;74). Bu sırada Türkiye Karikatürcüler Derneği kurulmuştur. B u dönem karikatürcülerin altın çağıdır. Karikatür müzesi kurulmuş ve ona paralel olarak Nasrettin Hoca adına birde uluslar arası karikatür yarışması düzenlenmiştir. Bu dönem görüldüğü gibi Türk mizahının en olgun dönemidir.

         1990lı ve 2000'li yıllarda mizahçıları etkileyen kitle iletişim araçları olmuştur. Renkli televizyonların hayata geçirilmesi ve çok kanallı televizyonlar Türkiye'yi ve mizahçıları önemli ölçüde bu değişimin içinde değiştirmiştir.(Öngören;1998.74).

 MİZAH TÜRLERİ;

        Farklı toplumlar farklı kültürleri doğurdukları ve besledikleri için mizah türleri de daha önce söylediğimiz gibi toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Zamanla görsel ve işitsel öğelerin artması mizah kültürünü etkilemiş ve görsel anlamda ; giyim , kostüm, olarak mizaha katkıda bulunmuş ve zenginleştirmiştir. Bunlar karikatürize edilerek çizgilere yansımış orantısız vücut şekilleri, ya da yüz ifadeleri olarak görülmüştür. ''Karikatür sadece anlatılmak isteneni değil aynı zamanda çizme yeteneğini, espri anlayışını hoş görüyü de içine alan bir türdür''.(Öngören 1998.37).

         Zamanla görsel ve işitsel malzemelerin gelişmesi ile çizgi film türü de ortaya çıkmıştır. Komik giysiler tiyatro türünün ayrılmaz bir parçasıdır artık. Sözlü mizah en çok kullanılan bir tür olarak kendini göstermiştir.

     Diğer türler ise; Görsel mizahtır. Ayrıca filmler, mailler, klipler , pandomimler ve taklitler görülür.

     Mizahın en olumsuz biçimi saldırganlık içeren alaya alınmadır.

       Şakalar ve Cinaslar da bir tür olarak karşımıza çıkar.

       Hiciv ve Taşlama da mizah türleri içinde görülmektedir.Hiciv en çok saldırıya açık olan bir mizah çeşididir. Bu bakımdan en fazla hoş görü ihtiyacı duyulan bir mizah türüdür. (Öngören.1998;32).Saldırı ya da bir savunma aracı olarak kelimeler kullanılır. (Dejeux.2000.32).

       Ayrıca konusu insan ve hayvanları içine alan mizah türleri de görülür.

       Maskaralık ; daha çok görüntüye bağlı kabalıktır.

       Bir de çocukların yetişkinleri taklit etmesini gösteren mizah türü de türler arasında bulunmaktadır.

         Parodi de bir mizah çeşidi olarak bir eserin komedi sınırları içerisinde işlenmesi ya da taklit edilmesidir.

         Bütün bunlara bakarak görüldüğü gibi bir toplumun içinde bulunduğu şartlara, gelişen teknolojik özelliklere göre değerlendirdiğimizde MİZAH   tarihsel süreç içinde giderek değişmiş ve güçlenmiştir.

         Mizahın en güçlü olarak kendini ifade edebildiği alan toplumda ki ve dünyada ki siyasal, kültürel ve ekonomik gelişmelere ve değişmelere paralel olarak ortaya çıkan siyasal mizahtır. B unu daha önce de belirtmiştik. Özellikle Osmanlı'nın son dönem siyasi hayatı ve Cumhuriyetten bu güne uzanan çizgide bunları daha net olarak görmekteyiz. O halde mizah bir ihtiyaçtan doğmuştur. Toplumların egemen güçler karşısında kendilerini ifade etmenin bir yolu olarak yaşam içinde ki yerini almıştır.        

           İnsan toplulukları geçmişten günümüze sevinçlerini , üzüntülerini dile getirmenin çeşitli yollarını aramışlardır.Mizah bu anlamda duygu ve düşünceleri ifade etmede farklı, canlı ve çeşitli malzemelerle toplumların hayatında önemini korumuştur.

           Toparlarsak; mizah ince bir çizgi takip etmeli, karşısındakinde acı bir iz bırakmamalıdır. Öğretici olmalı, yol göstermelidir. İyi ile kötünün mücadelesini

Olumlu akılda kalıcı ,ince nüktedan bir şekilde vermelidir.

Zekice yapılan espriler ince bir zekanın ürünüdürler. Bunu unutmamak gerek.

   Günümüzde insan ilişkilerinin eski önemini kaybettiğini düşünürsek; basın ve yayın organlarında insanların nasıl çirkin bir şekilde saldırıya uğradıklarının olumsuz örneklerini görmemiz mümkündür. Giderek kabalaşan, inceliğini ve düşünme yetisini kaybeden insan topluluklarının dünyayı nasıl yaşanılmaz hale getirdiği ortadır . Haklılıklarımızı ince nüktedan yollarla anlatabilmenin yollarını kullanabilmeliyiz.Mizah ancak bu anlamda değer kazanır.Bu bir kültür işidir. Çok eskilere dayanan kültürümüzde bunun çok zengin örneklerinin varlığını görebiliriz.

***

Kaynakça; Sosyal Bilimler Dergisi. 2010. İsmail Yardımcı.

Kaynakça: Öngören Ferit.(1998). Türk Mizahı İş. Bank. Yayınları.İst.                                                                      

Nesin Aziz: (2001). Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı.Adam Yayınları.İst.       

Özcan Ömer. (2002).Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Hiciv ve     Mizah. (Yergi ve Gülmece). İnkılap Yayınları İst.

Hefferin.Linda (1996).The Relationship Between sense of Humor And. Teanwork Management. Styles Of Business Managers Doctoral Dissertation.Northern Illinois University UMİ. Discertation Information Service.

Mehmet Nuri Yardım. (2002). Edebiyatımızın Güler Yüzü. Çatı Kitapları.

Araştırma ve İnceleme yazısı.

Cansaran Kızıltaş.            

pazaola_hasan_bey                          

Son Güncelleme (Perşembe, 07 Kasım 2013 02:46)

 
Makalenin yazari: Cansaran Kızıltaş

Mehmet Nuri Yardım'la Hâtıralar Geçidi

Previous Sonraki
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9

Hâtıralar Ölmesin...

Bâbıâli’de Şiir Fırtınası
yusuf_bilge3
Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

 

Yaklaşık bir yıldır, her Perşembe aralıksız olan gerçekleştirilen Bâbıâli Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu, ESKADER yöneticilerinden şair Yusuf Bilge, "Şiir ve Tefekkür" başlıklı bir sohbet gerçekleştirdi. İstanbul'un son günlerdeki malum hava şartlarına rağmen Yusuf Bey'in sohbetine iştirak eden samimi kalabalıkla renklenen program Mehmet Nuri Yardım'ın takdimi ile başladı. Yusuf Bilge, şiirin millî kültürümüz açısından ayrı bir yeri olduğunu vurgulayarak, "Millet olarak bizim temel kaynağımız." dediği şiirin uyaklı söylenişinden ve kolay akılda kalmasından ötürü sözlü edebiyatın ilk örneklerini teşkil ettiğini; milattan önceki yüzyıllarda özgürce kendini ifade eden yani şiir söyleyen toplulukların, medrese ve tekke ayrımına benzer halde diğer insanların arasından sıyrıldığını ve söylenen sözlerin akılda kalması prensibinin şiirin kaynağı olduğunu belirtti.

Devamını oku...
BİR KOCA ÇINAR DAHA YIKILDI!...

Faruk Gökbulut

Türk Edebiyatı'nın yetiştirdiği en müstesnâ şahsiyet, aruzun büyük şâiri, çok kıymetli babam (manevî) BEKİR SITKI ERDOĞAN'ı en son sohbetlerimizde hep vuslat dilediği Rabbi'ne yolcu ediyoruz. O tam bir ruh insanıydı, Erenköy / Fırıncı Sokak'taki saadet hânesine her gidişimde onun sohbete başladığı anda sanki boyut değiştiriyor ve bambaşka bir âleme yolculuk ediyorduk.Derin tasavvuf bilgisi ile beni maneviyat dünyasında seyr-i süluka sürüklüyordu.

Devamını oku...
İstanbul Kültür Sarayı
Yavuz Bülent Bakiler: Kültür Bakanlığımız da sahip çıkmaz mı?

Yavuz Bülent Bakiler

Batı dünyası neden bizden ileride? Biz neden gerideyiz? Bu sorunun cevabını Kültür Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay elbette benden daha iyi bilir. Ancak ben, yeni bir gelişme dolayısiyle, okuyucularımıza da bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Batı dünyası bizden ilerde, çünkü adamlar, akıllarını kullanıyorlar. Biz Batı dünyasının gerisinde kaldık. Çünkü aklımızı kullanmıyoruz veya aklımızı nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz.

Devamını oku...

slaboyutu

yazkolmuyarszmrgeene

mendilimsendekalsn

ziya_osmansaba_sevgisi

safiyeerolkesif

edebiyatmzda_huzun

ocukluk_hatralar

Napolyon

'Medeniyet', nasıl dinin yerine yerleşti?

Yusuf Kaplan

Arap dünyasının fikir hayatını yakından takip ediyorum. Özellikle de son 6-7 yıldan bu yana.

Ürpertici bir yönelim gözlemledim: Tırnak içinde 'medeniyet' kavramı, Arap dünyasında neredeyse dinin yerini almış; din gitmiş, yerine, tırnak içinde 'medeniyet' gelmiş, yerleşmiş durumda.

Devamını oku...
Orta Doğu'nun Dünya Üzerindeki Yeri,Önemi,Politikalar ve İslam Tarihi Açısından önemi

ORTA DOĞU'nun DÜNYA ÜZERİNDE Kİ YERİ, ÖNEMİ; İNGİLTERE'nin ORTA DOĞU POLİTİKASI I.DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA GELİŞEN SİYASAL OLAYLAR VE BU OLAYLAR'ın GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ .ORTA DOĞU' dan OSMANLI DEVLETİ'nin ÇEKİLMESİ. TÜRKİYE'nin ORTADOĞU POLİTİKASI ve ORTA DOĞU'nun İSLAM TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ

Orta Doğu kavramı en basit anlamı ile ; Arap yarımadası körfezi ülkeleri ile Mısır' ı içine alan ;Türkiye, İran ,Mezopotamya bölgesidir.Daha geniş bir tanımla Kuzey Afrika' yı içine alarak; Mısır'a kadar uzanan ve Atlas okyanusuna sınır çizen bir bölgedir. Orta Doğu; konumu itibarı ile dünya siyasetinin merkez noktasını oluşturmaktadır.

Devamını oku...
DOST

Zeynep Didem Gezgin

Bir kişiyi ötekie bağlayan arkadaşca sevgi duygusuna , bir başka tabirle arkadaşlığın ilerlemiş haline ''Dostluk '' diyoruz. İçimizde öyle halis ve temiz duygular vardır ki gönülden gönüle bir iksir gibi akar , kalpleri birbirine sımsıkı bağlar.

Devamını oku...
Arama
Etkinlik Takvimi
Duyurular

Merhum ilim adamı ve sanat tarihçisi Prof. Dr. Oktay Aslanapa 5 nisan Cumartesi günü İstanbul Üniversitesi Avrupa Enstitüsü'nde anılacak. Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu ve Pof. Dr. Yıldız Demiriz'in "Türk Sanatında Oktay Aslanapa" konferansı saat 14.00'te başlayacak. Toplantıyı Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı düzenliyor.

 

33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı kapsamında Cafcaf Mizah Dergisi tarafından yapılacak Ramazan'a özel "Hızlandırılmış (1 Saatlik) Mizah Sempozyumu", dünyanın en kısa sempozyumu olma özelliği taşıyor.

Cafcaf Mizah Dergisi 8 yıl gibi uzun bir süredir karikatür yarışmaları, mizah okulu, mizahi söyleşiler ve karikatür kurslarıyla mizah adına önemli adımlar atmaya devam ediyor. Bütün bu çalışmalardan sonra şimdi de mizah sempozyumu düzenliyor.

Devam?n? oku...  

Devam?n? oku...  

Tanıtım Bülteninden:

Devam?n? oku...  

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 68. Günlük yayın organı olan Bizim gazetenin 20. Yıl dönümünde 29 usta gazeteciye şükran plaketi verildi. Çok sayıda gazetecinin katıldığı törenin açılış konuşmasını T.G.C. Başkanı Turgay Olcayto yaptı. "Gazetecilik köklü bir meslek, genç arkadaşlarımız bu konuda ciddi çalışmalar yapıyorlar, bu konuda ciddi duruşları bizleri sevindiriyor.

Devam?n? oku...  

ALİ EMİRİ KÜLTÜR MERKEZİ, FATİH

17 ARALIK 2013, Saat 14.15

TOPLANTI RAPORU

Konuşmacılar:

Ramazan MİNDER, İBB Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü, rminder@ibb.gov.tr

Yrd.Doç.Dr. Işıl İlknur SERT, İstanbul Üniverstesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, isilis@istanbul.edu.tr

Yrd.Doç.Dr. Güssün GÜNEŞ, Marmara Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı, Fen-Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, gussun.gunes@marmara.edu.tr

Yazmanlar:

Bahar BİÇEN ARAS, MBA, Kültür Paylaşım Platformu, bahar.bicen@gmail.com

Dr. Huriye ÇOLKLAR, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Kütüphane Müdürlüğü, colaklar@istanbul.edu.tr

Devam?n? oku...