Payday Loans
Dünyanın Şiiri
Sevda İbrahim Özgün

 

İbrahim Özgün

Uzayan gecede sen vardın

Ay ışığı ruhumu sardı

Eriyen mum geceye yardı.

 

Devamını oku...
güler100
Alicengiz oyunu
Ali cengiz oyunu; Hile, dalavere, kimsenin aklına gelmicek kurnazlık anlamına gelen bir deyim,
Bir ülkenin padişahı, Ali Cengiz Oyunu denilen sihirbazlık hünerini öğrenmeye merak sarar.
Devamını oku...
Kimler Sitede
Şu anda 398 konuk çevrimiçi
Site Anketi
Sitemizi Beğendiniz mi?
 
Giriş Formu

 

eskaderlogo

 

 

 

sanatalemilogo

zeytin_burnu_etkinlik_2

 

uskudar-belediyesi

 

aydnlar_camide2

 

moralfm_logo

ded5

 

yedirenkiletisim

 

Kltr_ve_Turizm_emzik

Mizah Nedir,Mizahın Tarihçesi,Türk Toplumunda Mizah ve Geçirdiği Süreçler,Mizah Türleri, Değerlendirme Cansaran Kızıltaş

Sunu1

Pazarola Hasan Bey

Cansaran Kızıltaş       

  Mizah eğlendiren; gülme nedeni olan, insanın hoşça vakit geçirmesini sağlayan her şeydir. Zamanla teknolojinin gelişmesine paralel olarak mizah anlayışı da değişiklik göstermiştir. Giderek yaşama şartlarının değişmesi mizah çeşitliliğini de beraberinde getirmiştir. Yazılı basının ortaya çıkması ile sözlü basın eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Böylece taklitçi tipler ,güldürmeye dayalı hareketlilik ifade eden mizah tiplemeleri yerini yeni bir anlayışa bırakmıştır. Mizahçılar yazar ve çizer tipler olarak iki grup şeklinde ayrılmışlardır. Karikatür yeni bir mizah anlayışı olarak benimsenmiştir.

 

     Yazılı mizah ise içinde bulunduğu zamana ve mekana göre değişirken görsel mizah türleri de giderek önem kazanmıştır.

       Bu farklılıklar çağlara bağlı olarak görsel sanatlarda çeşitliliği ortaya çıkarmıştır. Bunlar; görsel mizah türleri olarak karikatür, heykel, resim ve grafik sanatlarını etkilemiştir.

         Mizah; bir çok düşünür tarafından tartışılıp tanımlanmaya çalışılmış bir kavramdır. Descartes,Hobbes, Twain, Platon,Freud ve Darwin gibi düşünürler mizah üzerinde kafa yormuşlardır. Bir başka kaynağa göre mizah dilimize Arapçadan girmiş bir sözcüktür. Buna göre mizah olayların gülünç, ilk bakışta görülmeyen yönlerini fark ettiren, söz konusu olaylar üzerinde insanları düşünmeye çağıran , düşündürürken güldüren bir sanattır.

           Bir başka deyişle; olaylar üzerinde insanları düşündürürken diğer taraftan hemen anlaşılmayan farklılıkları incelikle güldürü sanatı ile gösterme , işaret etme sanatıdır.

             Mizahın Türkçe karşılığı ''Güldürü'' dür.

   İnsanlar ise mizahı kendini güldüren şey olarak tanımlar. Buna göre mizah komik bir dürtü ile başlayan ,hoşa giden güldüren her şeydir.

       Diğer taraftan mizah anlayışı içinde ince bir tavrı da barındırmalıdır. Çünkü içinde incelik bulunmayan mizah kırıcı olabilir. Temelinde karşısındakini kırmadan eğlendirme fikri bulundurmalıdır.

         Tarihte toplumlar , ancak bu şekilde ince bir mizah anlayışı geliştirerek olgunlaşmışlardır. Toplumların tarihsel gelişimlerine baktığımızda milli ve manevi değerlerinin yanı sıra biriktirdikleri kültürel birikimlerde o toplumlarda mizah anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

            MİZAHIN TARİHÇESİ;

        Batı kaynaklarına göre; mizahın kökeninin M.Ö 4ve 5yy. da Yunanistan'a kadar uzandığı söylenir. Mizah toplumsal sevinçlerin dışa vuruş şeklidir. Buna göre; eski Yunanda Dionysos şenlikleri Hititlerde ise Purilli ayinleri içinde ; mizah bulunduran eğlencelerdir.Tarihte toplumlara baktığımız zaman iyi ile kötünün hep yan yana savaştıklarını görürüz öyle ki bu durum destanlara , masallara ve çeşitli halk hikayelerine de yansımıştır.

         Bir bakıma bu iki zıt kavram aslında Kura'n i temel fikirleri de barındırırlar. İslam dininin yaygınlaşması ile toplumların gelişmesinde ahlaken iyi bir düzeye ulaşmasında Kura'n i kavramların esas alınması etkili olmuştur.Bu bir ihtiyaçtır.. Zaten Hz. Allah varlığın temeline bu iki kavramı yerleştirmiştir. Buna göre de eski toplumlarda iyinin kötüye galip gelmesinin sonunda eğlenceler düzenlenmiştir.. Böylece kötünün alaya alınması mizahı doğuran bir sebep olmuştur.   

       Eski Yunan da kötünün sembolü olarak görülen yılana şarap içirilerek onun deliğine girememesi mizah olarak görülmüştür.

         Anadolu'da ise halk arasında yüz yıllarca bu ve buna benzer hikayeler anlatıla gelmiştir. Örneğin; Farenin peyniri yiyerek şişmanlaması sonucu deliğine girememesi ve ev sahibine yakalanması mizah konusu olmuştur.(Öngören:1998.17). Ayrıca bilgiye ulaşma ve onu anlamaya yönelik bir araç olarak da kullanılmıştır.      

       İnsanları ikna etmenin bir yolu olarak da bilmeceler ortaya çıkmıştır. (Williams 1997: 54). Tarihsel süreç içinde baktığımızda mizah Rönesans ile birlikte çeşitlilik kazanmıştır. Papazlara ve Kiliseye yönelik zengin bir mizah anlayışı gelişmiştir. Mizahın gelişme dönemi Ortaçağdır. Bunun sonucunda gelişen mizah anlayışı halkın desteğini alarak soyluları ve belirli kişileri hedef almıştır.

           Bu dönemde Cervantes ve Moliere'nin eserleri o dönem için çok etkili olmuştur. Temelinde hoşgörü bulunduran bu mizah anlayışı sosyal,ekonomik ve politik problemleri sözlü ya da yazılı olarak ince bir alayla vermeye çalışmıştır.

               Bütün bu süreçlerden sonra mizah bu günkü durumuna ulaşmıştır. Mizahın psikolojik olarak iyileştirici gücünün olduğu da gözlemlenmiştir. Böylece mizahın önemi sanatsal ve edebi metinlerde yer almasının yanı sıra sağlık alanında ve psikolojide de anlaşılmış ve çeşitli hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır.

             Ortaçağda mizahın iyi bir sindirim etkisi gösterdiği düşünülüp saray soytarıları yemeklerden sonra soyluları eğlendirme ile görevlendirilmişlerdir.(Hefferin.1996:42.).

             II. Dünya savaşından sonra radyo ve televizyonun (Philips ve Tomlinson 1992-16). giderek gelişmesi toplumlar üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir. . Bundan sonra televizyon evlerde önemli bir eğlence aracı olarak yerini almıştır. Daha sonraları; sese görüntüde eklenerek olaylar görüntüsel olarak da anlatılmış böylece görsel mizah da gelişmiştir.

 TÜRK TOPLUMUNDA MİZAH ;

      Mizah Türk toplumunda oldukça eskiye dayanır.. Türk mizah dönemini çeşitli bölümlerde incelemek mümkündür. Ancak bunun için farklı görüşler ortaya atılmıştır.( Özcan.2002.21) Buna göre; Antik Anadolu mizahi dönem, Selçuklu dönemi mizahı, Osmanlı dönemi mizahı ve Cumhuriyet dönemi öncesi Anadolu mizahıdır.

   Yaşadığımız dönem önemli mizahçılarımızdan ;  Aziz Nesine göre ise bu dönemler; Eski Türk mizahı dönemi, Nasrettin Hoca dönemi; Divan edebiyatı ve Halk edebiyatında mizah., 2.ci Meşrutiyet dönemi ve Son dönem olarak ayrılmıştır.

     Aziz Nesin mizahın çeşitli dönemlere ayrılmasının nedenini farklı siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmelere göre değerlendirme olarak açıklamıştır.

Bütün bunları sonuca vardırdığımızda ; mizahın aslında hükümran güçlerin toplum üzerindeki baskısı ile doğmuş olduğunu görürüz. Hakim güçler mizahı yapanları ve eleştirenleri yok saymaya çalışsalar da sonunda yine kazanan mizah olmuştur.

       O halde güçlüler karşısında mizahın kazanmasını toplumsal bir güç olarak değerlendirebiliriz.

       Daha öncede belirttiğimiz gibi iyi ve kötünün savaşması; tarih boyunca toplumların düzensizliğe ve adaletsiz bir yönetime karşı; hakim olan güçlerin karşısında toplumun bir tepkisi olarak mizahı doğurmuştur.

         Tarihsel süreç içinde değerlendirdiğimizde ünü tüm dünyayı salmış Anadolu da doğmuş Ezop masalları , batıya kaynaklık etmişlerdir.(Özcan; 2002,20). Antik Anadolu medeniyeti içinde bulunan Ezop masallarına daha sonra Selçuklular döneminde rastlanmamaktadır. Fakat batı mizahının temelini oluşturmuştur.

             Nasrettin Hoca mizahı ile Ezop mizah anlayışı arasında bir benzerlik yoktur. Çünkü toplumların Sosyo - Ekonomik yapısının gelişimine paralel olarak burada da etkileri görülmektedir. Antik Anadolu kültürü bağcılık ve çiftçilik yaparken ; Selçuklu kültürü çobanlığa dayanmakta idi. İşte ; bu farklılıklar toplumlara yansıdığı için kültürel mizah da ona göre değişkenlik arz etmektedir.  

             Selçuklu mizah anlayışı başka hiçbir toplumlardan etkilenmemiş ve kendi mizah kültürünü geliştirmiştir.(Öngören.1998,43).

               Keloğlan masalları, Dede Korkut hikayeleri ve Nasrettin Hoca fıkraları Selçuklu dönemi mizah örnekleridir. Keloğlanın padişahın kızını istemesi , Nasrettin Hocanın göle maya çalması , Karagöz ile Hacivat'ın saflığı ve dürüstlüğü Türk halkının dürüstlük, saflık ve mizah anlayışını belirler.

               Osmanlı Dönemi Mizahı ise ; durağan , değişmez bir yapı özelliği gösterir. Pişekar, Kavuklu, Karagöz ve Hacivat Halk ve Divan Edebiyatı olarak bu dönemin içinde görülür.(Öngören; 1998; 51-52). Biz Osmanlının mizah konusunda İslam geleneğinin bir sonucu olarak; İslami  estetiği ve tavrını esas aldıklarını görüyoruz. Mizah kelimesi içinde yer alan sözcüklerin çoğu Arap-Fars kökenlidir. 1830'larda matbaanın  yaygınlaşması mizah türlerinin gelişmesinde etkili olmuştur.

           Bunun sonucunda ; mizah yazılı olarak kendini göstermeye başlayınca da güçlü olmuştur.1908' de İkinci Meşrutiyetin ilanı ile çok sayıda mizah dergisi çıkmaya başlamıştır.Bunlar Cingöz, Boşboğaz, Karagöz ve Hacivattır. Bu yayınlar daha çok saraya Sultan Abdülhamit'in yaşadığı döneme ve önceki dönemlere ince sataşmalar şeklindedir.(Yardım:2002 ;20).

        Cumhuriyet Dönemi; mizahı yeni harflerin kabulü ile birlikte Serbest Fırkanın kurulması sonucu farklı bir mizahi yapı ortaya çıkmıştır. Böylece; II.Dünya savaşının başlamasına paralel olarak; egemen kesime karşıt bir hareket niteliğinde(Nesin.2001:55). Marko Paşa siyasal mizah gazetesi olarak 25 kasım 1946' da çıkmıştır.Marko Paşa siyasal mizah türünün bir temsilcisi olarak çıkan ilk gazetedir. Hatta halk arasında o yıllarda adeta kalıplaşmış bir söz haline gelen mizahi anlamda değer kazanmış yaygın bir sözcük olarak da''Marko Paşa'' kullanılmıştır. ''Git derdini Marko Paşa'ya anlat''. Bu espritüellik kazanmış bir sözcüktür o dönemlerde.

           Diğer taraftan İttihatçılar döneminde Kalem ve Cem adında iki mizah dergisi daha çıkar. Marko Paşa gazetesi o dönem siyasi hayatı için        Türkiye'nin Amerika ile siyasal ilişkilerini mizah yolu ile bir eleştiri aracı olarak kullanılmıştır. (İnuğur 1992.215).1950 yılında siyasal değişikliklere paralel olarak yeni bir mizah anlayışı görülmektedir.60'lı ve 70'li yıllar ise Türkiye; siyasal değişiklilerin sonucu olarak askeri darbe ve anayasa değişiklikleri ile sarsıntılar geçirmiş ve mizah bu dönemde en durgun devrini yaşamıştır.

         70'li ve 80'li yıllarda ise Akbaba Dergisi eski önemini kaybetmeye başlamış onun yerine Gırgır Dergisi çıkmaya başlamıştır.(Öngören; 1998;74). Bu sırada Türkiye Karikatürcüler Derneği kurulmuştur. B u dönem karikatürcülerin altın çağıdır. Karikatür müzesi kurulmuş ve ona paralel olarak Nasrettin Hoca adına birde uluslar arası karikatür yarışması düzenlenmiştir. Bu dönem görüldüğü gibi Türk mizahının en olgun dönemidir.

         1990lı ve 2000'li yıllarda mizahçıları etkileyen kitle iletişim araçları olmuştur. Renkli televizyonların hayata geçirilmesi ve çok kanallı televizyonlar Türkiye'yi ve mizahçıları önemli ölçüde bu değişimin içinde değiştirmiştir.(Öngören;1998.74).

 MİZAH TÜRLERİ;

        Farklı toplumlar farklı kültürleri doğurdukları ve besledikleri için mizah türleri de daha önce söylediğimiz gibi toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Zamanla görsel ve işitsel öğelerin artması mizah kültürünü etkilemiş ve görsel anlamda ; giyim , kostüm, olarak mizaha katkıda bulunmuş ve zenginleştirmiştir. Bunlar karikatürize edilerek çizgilere yansımış orantısız vücut şekilleri, ya da yüz ifadeleri olarak görülmüştür. ''Karikatür sadece anlatılmak isteneni değil aynı zamanda çizme yeteneğini, espri anlayışını hoş görüyü de içine alan bir türdür''.(Öngören 1998.37).

         Zamanla görsel ve işitsel malzemelerin gelişmesi ile çizgi film türü de ortaya çıkmıştır. Komik giysiler tiyatro türünün ayrılmaz bir parçasıdır artık. Sözlü mizah en çok kullanılan bir tür olarak kendini göstermiştir.

     Diğer türler ise; Görsel mizahtır. Ayrıca filmler, mailler, klipler , pandomimler ve taklitler görülür.

     Mizahın en olumsuz biçimi saldırganlık içeren alaya alınmadır.

       Şakalar ve Cinaslar da bir tür olarak karşımıza çıkar.

       Hiciv ve Taşlama da mizah türleri içinde görülmektedir.Hiciv en çok saldırıya açık olan bir mizah çeşididir. Bu bakımdan en fazla hoş görü ihtiyacı duyulan bir mizah türüdür. (Öngören.1998;32).Saldırı ya da bir savunma aracı olarak kelimeler kullanılır. (Dejeux.2000.32).

       Ayrıca konusu insan ve hayvanları içine alan mizah türleri de görülür.

       Maskaralık ; daha çok görüntüye bağlı kabalıktır.

       Bir de çocukların yetişkinleri taklit etmesini gösteren mizah türü de türler arasında bulunmaktadır.

         Parodi de bir mizah çeşidi olarak bir eserin komedi sınırları içerisinde işlenmesi ya da taklit edilmesidir.

         Bütün bunlara bakarak görüldüğü gibi bir toplumun içinde bulunduğu şartlara, gelişen teknolojik özelliklere göre değerlendirdiğimizde MİZAH   tarihsel süreç içinde giderek değişmiş ve güçlenmiştir.

         Mizahın en güçlü olarak kendini ifade edebildiği alan toplumda ki ve dünyada ki siyasal, kültürel ve ekonomik gelişmelere ve değişmelere paralel olarak ortaya çıkan siyasal mizahtır. B unu daha önce de belirtmiştik. Özellikle Osmanlı'nın son dönem siyasi hayatı ve Cumhuriyetten bu güne uzanan çizgide bunları daha net olarak görmekteyiz. O halde mizah bir ihtiyaçtan doğmuştur. Toplumların egemen güçler karşısında kendilerini ifade etmenin bir yolu olarak yaşam içinde ki yerini almıştır.        

           İnsan toplulukları geçmişten günümüze sevinçlerini , üzüntülerini dile getirmenin çeşitli yollarını aramışlardır.Mizah bu anlamda duygu ve düşünceleri ifade etmede farklı, canlı ve çeşitli malzemelerle toplumların hayatında önemini korumuştur.

           Toparlarsak; mizah ince bir çizgi takip etmeli, karşısındakinde acı bir iz bırakmamalıdır. Öğretici olmalı, yol göstermelidir. İyi ile kötünün mücadelesini

Olumlu akılda kalıcı ,ince nüktedan bir şekilde vermelidir.

Zekice yapılan espriler ince bir zekanın ürünüdürler. Bunu unutmamak gerek.

   Günümüzde insan ilişkilerinin eski önemini kaybettiğini düşünürsek; basın ve yayın organlarında insanların nasıl çirkin bir şekilde saldırıya uğradıklarının olumsuz örneklerini görmemiz mümkündür. Giderek kabalaşan, inceliğini ve düşünme yetisini kaybeden insan topluluklarının dünyayı nasıl yaşanılmaz hale getirdiği ortadır . Haklılıklarımızı ince nüktedan yollarla anlatabilmenin yollarını kullanabilmeliyiz.Mizah ancak bu anlamda değer kazanır.Bu bir kültür işidir. Çok eskilere dayanan kültürümüzde bunun çok zengin örneklerinin varlığını görebiliriz.

***

Kaynakça; Sosyal Bilimler Dergisi. 2010. İsmail Yardımcı.

Kaynakça: Öngören Ferit.(1998). Türk Mizahı İş. Bank. Yayınları.İst.                                                                      

Nesin Aziz: (2001). Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı.Adam Yayınları.İst.       

Özcan Ömer. (2002).Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Hiciv ve     Mizah. (Yergi ve Gülmece). İnkılap Yayınları İst.

Hefferin.Linda (1996).The Relationship Between sense of Humor And. Teanwork Management. Styles Of Business Managers Doctoral Dissertation.Northern Illinois University UMİ. Discertation Information Service.

Mehmet Nuri Yardım. (2002). Edebiyatımızın Güler Yüzü. Çatı Kitapları.

Araştırma ve İnceleme yazısı.

Cansaran Kızıltaş.            

pazaola_hasan_bey                          

Son Güncelleme (Perşembe, 07 Kasım 2013 02:46)

 
Makalenin yazari: Cansaran Kızıltaş

Mehmet Nuri Yardım'la Hâtıralar Geçidi

Previous Sonraki
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9

Hâtıralar Ölmesin...

Bizim Medeniyetimizden Örnekler - Bülent Ecevit

ecevit

Fikret Bila 2005 yılında Ecevit’le yaptığı görüşmede açıklamıştı bunu. Rahmetli Ecevit’in "şeyhülislam" gibi görev yaptığını belirttiği anne tarafından büyük dedesi Hacı Emin Paşa'nın görevi resmi belgelerde "Harem Şeyhi" olarak geçiyor. "Hicaz'da ihrama girilen yerden Kâbe'ye dek uzanan bölüm" olan kutsal bölge Harem, Hacı Emin Paşa'nın otoritesi altında bulunuyordu

Devamını oku...
Arkadaşlarımı kaybettim

Recep Arslan

Cemiyet hayatımızda meydana gelen her olayda arkadaşlarımı kaybediyorum. Gezi olaylarında adam bellediğim nice arkadaşımın yaptıkları resmi görevlere tesadüfen ya da birilerinin adamı oldukları için gelmiş olduklarını, beyinlerini asla kullanmadıklarını, akıl etmediklerini, tefekkür sahibi olmadıkları görerek kahroldum.

Devamını oku...
İstanbul Kültür Sarayı
Milli Gazete:Kültür Sarayı için büyük buluşma...

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneğinin bir basın toplantısı ile duyurduğu Sultanahmetteki eski Adalet Sarayı, Kültür Sarayı olsun! talebi, toplumda kültür sanat çevrelerinde yankı uyandırmaya devam ediyor. 

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin bir basın toplantısı ile duyurduğu "Sultanahmet'teki eski Adalet Sarayı, Kültür Sarayı olsun!" talebi, toplumda kültür sanat çevrelerinde yankı uyandırmaya devam ediyor. Basın ve yayın organları ile internet sitelerinde konu tartışılırken, Medeniyetimiz.com ile Eskader.net siteleri de konuyla ilgili bir anket düzenledi. "Adalet Sarayı Kültür Sarayı olsun mu?" şeklinde sorulan soruya, okuyucular büyük ölçüde "Evet Kültür Sarayı yapılsın." şeklinde cevap veriyor. 

Devamını oku...

slaboyutu

yazkolmuyarszmrgeene

mendilimsendekalsn

ziya_osmansaba_sevgisi

safiyeerolkesif

edebiyatmzda_huzun

ocukluk_hatralar

Napolyon

İki Başlayış...

Erkan Saltan

Ağlamayı bilen bebek gülmeyi de biliyordur. Ama gülerek gelmiyor hiçbir bebek; sonuçta geleceği dünyaya...

Ağlayarak başlamak yeni dünyaya; aslında hayatın sonunu görmektir daha yolun başında.

Bir ağlama sesidir merhaba dediğimiz; ağlamayla uğurlandığımız dünyadan.

Devamını oku...
Süleyman Çelebi, ölümünün 591. yılında kabri başında anıldı

 

Peygamber Efendimizin (SAV) doğumunu anlattığı Mevlid-i Şerif (Vesiletü'n-Necat) ile dillerden düşmeyen Süleyman Çelebi, vefatının 591. yıldönümünde Bursa'daki kabri başında anıldı. Törende, Bursa Ulu Camii'nin ilk imam hatibi olan Süleyman Çelebi'nin sadece şair olmadığı vurgulandı.

Devamını oku...
DIVAN EDEBIYATI BEYANINDADIR VEYA GÖLPINARLI BÂKÎ ...

Fırat Kızıltuğ

Cümlenin malûmudur ki, Abdülbâkî Gölpıarlı, 1945 yılında Marifet Kitabevinde basılan ve Marmara Kitabevi'nde hazırlanan (!) Divan Edebiyatı Beyanındadır kitabını yayınlamıştır.

Kitabı yıllarca aradım. Nihayet fotokopi edilmiş bir nüshasını, 2013 Nisan'ında buldum. Daha evvel hakkında yazılan yazıları ve bazı parçalarını görmüştüm. Her neyse.

Bu satırları yazmama, kitabın sonlarındaki Türk Mûsikîsi ile ilgili hezeyanlar sebep oldu.

Devamını oku...
Arama
Etkinlik Takvimi
Duyurular

Merhum ilim adamı ve sanat tarihçisi Prof. Dr. Oktay Aslanapa 5 nisan Cumartesi günü İstanbul Üniversitesi Avrupa Enstitüsü'nde anılacak. Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu ve Pof. Dr. Yıldız Demiriz'in "Türk Sanatında Oktay Aslanapa" konferansı saat 14.00'te başlayacak. Toplantıyı Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı düzenliyor.

 

Üstat Cemil Meriç'in Beğendiği ve Söylediği Şarkılar Konuşmacı: Fırat Kızıltuğ

Devam?n? oku...  

 

Yard. Doç. Dr. Ömer Kul, bu akşam İstanbul Türkocağı’nda “Doğu Türkistan” konulu bir konuşma yapacak. Sohbet toplantısı, saat 18.00’de başlayacak

 

Zeytinburnu Belediyesi, edebiyattan umudunu kesmeyenleri, bir kitap okuyup hayatları değişenleri, kelimelerin gücüne inananları Geçmiş Zamanın İzinde Roman söyleşisi ile edebiyatla buluşturuyor.

Romancı Güray Süngü'nün moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye bu ay yazar Beşir Ayvazoğlu konuk oluyor.

Devam?n? oku...  

 

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Arslan, Zeytinburnu Belediyesi'nin düzenlediği Yakın Tarih Buluşmaları seminerinde Nisan ayında "31 Mart Vakası ve II. Abdülhamit'in Tahttan İndirilmesi"ni anlatacak.

Devam?n? oku...  

Türk Şiirinde "Garip" akımının öncüsü olarak kabul edilen şair Orhan Veli Kanık, doğumunun 100. yılında İstanbul Fatih'te anılıyor. Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde Özcan Ünlü'nün yöneteceği panelde Abdullah Uçman, İsa Kocakaplan ve Mehmet Nuri Yardım Orhan Veli'yi anlatacaklar.

Devam?n? oku...