"Fırat KIZILTUĞ ağabeyimin Kemençevi Derya TÜRKAN ile mülakatı anısına"

 

Dökülmüş de Fırat'a Derya'nın dil nalesi,

Tamburi Cemil Bey'den miras meşk silsilesi,

Özgün icra dalında dinleyeni mest eyler,

Üç telli kemençeyle doğaçlama çilesi...

 

YUSUF BİLGE

18 Eylül 2014 İstanbul

4-HaydarErglen

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

Şair ve yazar Haydar Ergülen, ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde şiirli ve şehirli bir sohbet gerçekleştirdi. Kendinde iz bırakan şehirleri anlatan Ergülen, doğup büyüdüğümüz şehirlerin yaşayışlarımızı ve bakış açılarımızı biçimlendirdiğini kaydetti.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitapkahve'de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta şair ve yazar Haydar Ergülen ağırlandı. Ergülen'in yakın geçmişimizin ve bilhassa 80 sonrasının edebî hareketliliğine dair bilgiler aktararak, şehirlerin muhayyilesindeki ve kalemindeki izdüşümünü anlattığı toplantıda açılış konuşmasını yapan ESKADER Kurucu Başkanı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Haydar Ergülen'in günümüzün önde gelen, kalemi üretken şairlerden olduğuna dikkat çekti. "Şiir ile Şehir" başlıklı bir konuşma yapan Ergülen'in doğduğu, büyüdüğü, okuduğu, gezdiği şehirleri otobiyografik kesitlerle anlattığı toplantının takdimini ESKADER Genel Sekteri Elif Sönmezışık yaptı. Haydar Ergülen hakkında biyografik bilgiler aktaran Sönmezışık, eserlerinden ve ödüllerinden bahsetti ve Haydar Ergülen'in 1980'lerden günümüze Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olduğuna dikkat çekti.

gller_sana

İsmail Hakkı Avcı

İbrahim Özgün’ün şiir kitabı çıktı. “Güller Sana” ismiyle ‘Akil Fikir Yayınları’ tarafından neşredildi.

İbrahim Özgün;  saygılı,  nazik ve mütevazı şahsiyetiyle âdeta bir ‘İstanbul Beyefendisi…’ Zâten kendisi İstanbul’un maneviyatı ile meşbu’ ve beyefendi ilçesi Eyüp Sultan’da ikâmet etmektedir.

kapak_tasarmlar2

İbrahim Özgün


Geçiyorum sensizlikden,

Nice sabahlar,

Nice akşamlar,

Mevsimler beliriyor

Yılların ezgisi karışıyor.

 

Ayrılıklar ve hüzün bestesi,

Uzanıyor yollara,

Derelere, kırlara, bayırlara,

Ey! ayrılıklar,

Ey! ayrılıkların sahibi,

Bildir, bize bizi,

Yerden beslenen gökyüzü,

Işıt,

Aydınlığında yürüt,

Yüreğimizde beklediğimizi,

Rahmetinle anlat,

Islanalım iliklerimize kadar,

Filizlenen başak,

Beslendiğimiz toprak,

Dökülen ter,

Ayrılık acısından

İçtiğimiz su,

Ey! Akan suyun pınarı,

Ey! Ulu derenin çınarı,

Anlat sabahı,

Anlat akşamı,

Anlat damla damla

Sarmaş dolaş suları,

Anlat denize kıvrılan pınarı,

Anlat okyanusa taşan ırmağı,

Anlat ayrılık acısından ayrılanları.

 

Ey! Irmağın bestesinin sesi,

Olan mevsimlere hevesimizi,

Sıyır, o sonlu isteklerimizi.

Vazgeçmeyelim artık senden.

İbrahim Özgün

dervi

M. Talat Uzunyaylalı

 

Usta yeni bir dergâh yapıyordu

Şeyh ve mürid oturmuş ona bakıyordu

Ağaçların yanında bir dere çağlıyordu

Ki yaprakların arasından da ışık suya akıyordu

İkindi bülbülleri yaz gülleriyle muhabbete dalmıştı

O sıra ne olmuşsa olmuş müridi alev almıştı

‘Hu, hu’ dedi delirdi bir zaman sanki bir keman

Şeyh tebessüm etti: ‘Evlat? Hâlin pek yaman!’

Şeyhim dedi hatırıma geldi ki

Nedir kudret-i insan yahut Hak?’

Şeyh işaret etti: ‘Ustaya bak!’

Kudret failin ilminde ve fiilinde mutlak.

Gördüğün ev mi? Yoksa ilim ve kudret!

Sen bu misalden Rabbini fehmet

 

Gabavet ehliyim izanım zayıf

Vah bana ki yağar başıma hayıf

Affedin! Takdir edemem Rabbin izzetini

Çıkaramadım mahlûkundan

Mabudun Kudret’ini

Şeyh önce helva yedi

Sonra, ‘dinle ey mürid!’ dedi:

Tanrı için Kudret

Zât-i kuvvetten ibaret

Allah’tan başkası için olmaz

Kimsede kuvvet bulunmaz!

Eşya insan yahut onun fiili ademken

Coştu her ne ki var ilmin gözesinden

İlmine varlık libası giydirdi Hakk

Kudret’iyle aşikâr kıldı mutlak

 

Artık soruya gerek yoktu

Fakat müritte soru çoktu

Benim için varlık hâlâ bir bilmece

Tanrı için var yahut yok, nice?

Şeyh dedi ki ‘Ustaya bak!’

Ev onun ilminde

İlmi de vücut buldu Kudret’inde

İlim ve kudret ile Zahir oldu Allah

Fehmet ki söz ile bilinmez bu sır vallah

Kalkalım… Ya Allah!