Daha yakın tarihlere kadar en büyük bir neşe ve hararetle Ramazana hazırlananlar, çocuklardı.

Minarelere mahye ipleri gerilmiye başladığını görür görmez, bütün çocuklarda meseret ve memnuniyet ifade eden bir heyecan başlardı. Çünkü Abitlerin ve salihlerin ibadet hisleri kadar, bunların da bu mübarek aydan aldıkları bir nasip vardı. Evvela Ramazana iki üç gün kala kalınca bir telin ucuna bağladıkları bezleri petrol içine koyarlar; bu suretle meşalelerini hazırlarlar ve Ramazanın ilk akşamı o meşaleyi yakarak Ramazanı davulla ilan eden mahalle bekçisinin peşine takılırlar;

Hekkam başı, yağlı pilav.                                   

Ala Ala heyyy! ...

mahya_gngr_zsoy

MAHYA

2010 yılında Süleymaniye Camisinden, ‘Ramazan Berekettir, Oruç Arınmaktır, Güzel Söz Sadakattir, Affet Allah’ım ’ Eminönü’ndeki Yenicami’den, ‘Oruç Tut Sıhhat Bul, Besmele Berekettir, Yoksulu Unutma, Dönüş Allah’adır ’, Sultanahmet Camisinden, ‘Hoş Geldin 11 Ayın Sultanı, Allah Tövbe Edenleri Sever, Dost İstersen Allah Yeter, Dua İbadetin Özüdür, Bayramınız Mübarek Olsun’ , Eyüp Sultan Camisinden, ‘ Merhaba Ya Şehri Ramazan, Oruç Bedenin Zekatıdır, Zekat Malı Arttırır, Lailahe İllallah ’ ve Üsküdar’daki Cedid Valide Camisinden ‘ Ey oruç Tut Bizi, Birlik Rahmettir, Güler Yüz Sadakadır, Affet Allah’ım ’ ,diğer camilerden  de  ” Hoş Geldin Ramazan”, ”Ya Şehri Ramazan”, ”Allah’ın Emrini Tut”, ”On Bir Ayın Sultanı”, ”Namaz Dinin Direğidir”, ”Oruç Tut Sıhhat Bul”  yazıları gökleri aydınlatıyor

Mahya nedir? Handi devirden beri minareleri süslemektedir? Bize mahsus olmasının nedeni var mıdır ? Bu sorulara cavap arayacağımız ışıklı yazı yazma sanatına ilişkin önemli bulduğumuz tarihi birkaç makaleyi bu bölümde sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Editörden

 Yazan: Ziya Şakir  

Mahyecilik kolay olmadığı gibi, hatta yazımızın başlığını teşkil eden şu suale cevap vermekte o kadar kolay değildir.

Evvela su ciheti arz edeyim ki mahyecilik, dünyanın en tehlikeli işidir. Bir mahyeci eğer bir kazaya kurban gitmezse, mutlaka ciğer hastalığından can verir.

Bir kış ramazanını tasavvur ediniz. İstanbul’da hiç eksik olmayan lodos rüzgârı şiddetle esiyor. Ve yüksek minarenin tepesinde bir kasırga tesiri husule getiriyor. Hatta orada ne varsa, birer kuru yaprak gibi havada kapıp savurmak istiyor. Böyle bir fırtınada, minarenin o daracık şerefesinde durmak; orada bulunan yüzlerce kandilin tahta kovanlarını rüzgârın müthiş hücumlarına karsı korumak ve o bas döndürücü uğultu içinde mahye kurmak; kolay bir is değildir.

Çocukluğumda (Arap Bilal) isminde mektep arkadaşlığı ettiğim fakir bir çocuk vardı. Bunun babası, Sultanahmet caminde mahye kurardı. Ve mahyeciler arasında da, oldukça name vardı. Aradan bir hayli seneler geçtikten sonra Arap Bilal a rast geldim.

- Ne işle meşgulsün?

               Yazan: Ziya Şakir           

 Ramazan geceleri, İstanbul camilerinin minareleri arasında kandillerle yazılan yazılara halk arasında (mahye) denilir.

(Mahye) nin aslı, (mahya) dır. Ve bu kelime hakkında Kamus-u Türkî’de şöyle bir tarif vardır:

(1-Aylık şehriye, maaş…

2-Minareler arasında iple kandiller asılarak teşkil edilen bir yazı veyahut şekil. )

Bir rivayete göre (mahye), semadaki (Ay) a yakın olduğu için böyle tesmiye edilmiştir. Lakin mahyenin, ramazan ayına mahsus olduğu için, o şekilde adlandırılmış olduğunu iddia edenler de eksik değildir.