AğustosEylül 2010Ekim
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910

TÜRKLERDE MEZAR KÜLTÜRÜ VE MEZARTAŞI GELENEGİ
 

TÜRKLERDE MEZAR KÜLTÜRÜ VE MEZARTAŞI GELENEGİ

Türkler"de, daha Hunlar döneminde din ve tann inançları tek tanrılığa doğru gelişimi, dua kurban sunma ve törenlerden kurulu bir din sistemi oluşmuştur.

Özellikle M.O. 220 yılında Hunlar"ın yerine Asya"da iktidan ele alan Tabgaçlar ve Avarlar zamanında batılılann Şamanizın dedikleri bu din daha da sistemleşerek gelişmişti. Göktürk devletinin kurulduğu 6. yüzyıl ortalarında ise Şamanist Türkler arasında "Göktanrı" tamamiyle manevi büyük bir kudret haline yükselmişti Göktannya "Allah" anlamında tek bir sıfatla "Tengri" denmesi bunu göstermektedir.Bu inanç sistemi İslamiyeti kabul etmelerine kadar hemen hemen bütün Türk topluluklarında görülmüştür. Zamanımızda bile büyük dinlerin çerçevesi dışında kalmış, Türk ve dünya kültür hareketlerinin etkisinden uzak düşen Kuzey-Doğu Asya bölgelerindeki Türk toplulukları arasında varlığını korumaktadır.

Türklerin İslamlık öncesi inanç sistemleri içindeki mezar kültü ile ilgili ilk haberlere Çin kaynaklarına rastlanır Çin kaynaklarında Hunların defin töreni hakkında verilen ilk bilgiler M.O.3. yüzyıla aittir. Bu bilgilere göre, Hunlar bir tabut içine koyduklan ölülerini eğer ölen asilse "Kurgan" denilen anıt mezara, değilse baş ucuna "Balbal" denilen bir taş parçası diktikleri basit mezarlara gömerlerdi. Hun ölülerinin gömülmesi yılın belirli zamanlarında, özellikle ilkbahar ve sonbaharda yapılırdı. Kazılan yapılan kurganlardan anlaşılmaktadır ki, genellikle asiller mumyalanarak gömülüyorlardı.

6. yüzyılla beraber Göktürkler döneminde defin töreni Bunlar ve Avarlar zamanından farklı sayılmazdı. Türklerin islamiyeti kabul etmelerine kadar Asya"nın çeşitli bölgelerinde uyguladıkları defin töreni genel hatları ile şöyle idi: "Ölü bir çadıra konurdu. Ölünün yakınları da at1ar koyunlar kesip, bunları çadırın önüne koyarak çadırın etrafında at üzerinde yedi kere dolaşırlardı. Sonra kapının önünde bıçakla yüzlerini kesip ağlarlardı. Bu tören yedi defa daha tekrarlanır ve yılın belli bir gününde ölünün atı, kullandığı eşyalar ceset ile beraber yakılıp külü yine yılın belli bir gününde mezara konurdu. İlkbaharda ölenler sonbaharda, kışın ölenler ise ilkbaharda gömülürlerdi"Den gününde de ölünün akrabaları tıpkı ölüm gününde yaptıkları törenleri tekrarlarlardı. Fakat bazen ölü yakılmaz. iç organları boşaltılır.içi çeşitli bitkilerle doldurularak tahnit edilir, (mumyalanarak) öyle gömülürdü. Göktürkler"in geç dönemlerinde görülen ölü gömme adetlerindeki değişikliklere rağmen denn törenlerinde olduğu gibi örf. adet ve geleneklerinde de Bunlardan farklı değillerdi.Türkler"de 6.-8. yüzyıllarda yakarak küllerini gömme. ağaca asma. doğrudan gömme gibi çeşitli gömme adetleri vardı. Aynı dönemlerde çeşitli gömme törenlerinin yapılmasını coğrafya ve komşu etnik unsurlarla izah etmek mümkün gibi görülürse de tam açıklayıcı olamaz. Fakat bu durumun aile ve boy geleneklerine. yahut her boyun dini inançlarına dayanmış olabileceğini düşünmek daha akla yakın gibi gelmektedir

Göktürkler"den sonra manihaist Uygurlar"da dini etkiler ve yasaklardan dolayı eski mezar kültü geleneklerinin devam etmediği görülür. Buna rağmen manihaist etkiden uzak yerlerdeki boylar arasında eski inançlar canlılığını korumuştur. 9. ve 10. yüzyılın ortalarında Uygurlar"la Asya"yı paylaşan bir başka Türk devleti de Karahanlılar"dır. Karahanlılar. 10. yüzyılın ortalarında Müslüman olmuşlardır. Bu Türk devleti. Aral gölü ile Bazar denizi arasında yaşayan Oğuzlar"ın Müslüman olmalarına neden olarak tarihi bir rol oynamıştır. 11. yüzyılın başlarında Güney-Batı Asya"da bir başka Müslüman Türk devleti daha vardır. Gazneliler adı ile anılan bu devlet daha sonra, daha da doğuya kayarak Hindistan"da hüküm sürmüştür. Karahanlılar ve Gazneliler"den günümüze pek çok mezar anıtı kalmıştır. Karahanlılar"a ait 12. yüzyılın başında yapılmış Talas"daki Ayşe Bibi Türbesi buna bir örnektir.

Bu dönemde özellikle Batı Türkistan" da KarahanIılar zamanında pek çok anıt mezar yapıldığı bilinmesine karşın bu dönemlere ait mezar taşları konusunda etraflıca fikir sahibi değiliz. Bunun yanında obalar halinde yaşayan Oğuzlar arasında Müslüman olmalarına rağmen hala eski gelenekler sürdürülmüştür. Özellikle balbal geleneğinin Oğuzlar"ın geç dönemlerine kadar devam ettirildiği bilinmektedir. Bu da gösteriyor ki Türklerin erken Hun (M.Ö.216-M.S.220) çağlarından başlayıp geç dönemlerine kadar devam eden "Balbal" dikme adeti, Altay-Sayan ve Tanrı dağları arasında kalan bütün iç asya ile Kuzey- Batıda Urallara Güney-Batıda ise Maveraünnehir"e kadar yayılan çok geniş ve yaygın bir İslamlık öncesi inançların yüzyıllarca devam eden bir mezar kültü olmuştur. İslam öncesi Türk inanç sistemi içinde önemli birer unsur olan kurganlar ve balballar, ölen kişinin anısını yaşatmak ve yaşayanlara unutturmamak için yapılmış olmaları yanında o dönem insanının "ruhun ikinci yaşamı" düşüncesini de ifade ederler Oysa ruhun ikinci yaşamı düşüncesini kabul etmeyen İslam dini anıt-mezar istemez, onun istediği mezarlar çabuk kaybolan, yok olan türden olmalıdır

Selçuk Yabgu"nun oğulları Tuğrul ve çağrı beylerin emrindeki büyük bir Türk kitlesi 1037 yılında Türkeli"nden gelip Horasan"a yerleştiler. Kısa zamanda çevrelerindeki kentleri tek tek ele geçirerek güçlendiler. Selçuk oğullarının bu politik güçlenişi komşuları Gazneliler ile yakın bir gelecekte karşı karşıya gelmelerini kaçınılmaz yaptı. Bu tarihi karşılaşma 23 Mayıs 1040 tarihinde gerçekleşti. Dandanakan"da yapılan savaştan Selçuk oğullarının galip ayrılmaları, Oğuzların bin yıllık kapalı yurtları Orta Asya"dan çıkıp güneye inmelerine imkan sağladı. Selçuk oğulları bu tarihi olayın üzerinden yarım yüzyıl bile geçmeden Bağdat"taki İslam halifesinden "İslam’ın Koruyucuları" unvanını alacak kadar yakın ve Orta Doğu"da önemli bir güç haline geldiler. Bir kaç yıl sonra da Malazgirt zaferiyle Anadolu kapıları açıldı ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 yılında İznik"te Anadolu Selçuklu devletini kurdu. Anadolu Selçuklu Devleti yaklaşık 233 yıl devam etmiş ve 130S"de son imparator II. Mesud "un Kayseri"de ölmesinden sonra da siyasal olarak son bulmuştur. Bu tarihten itibaren de Osman oğullarının Anadolu Türk birliğini sağladıkları 14. yüzyılın sonuna kadar, Anadolu"da Beylikler çağı denilen tarihi dönem hüküm sürmüştür.

İslami inançlar, ıo. yüzyılla beraber Müslüman olan çeşitli Türk toplulukları içinde kısa zamanda yerleşerek ortak kültürlerine mal olmuştur. Özellikle bu durum 12.-13. yüzyıllar Anadolu Kültüründe özel, yeni bir ifade şekli kazanmıştır. İslam dininin kutsal kitabı Kuran"da belirgin ve açık bir hüküm olmamakla birlikte süslü ve dikkat çekici mezarların yapılması hoş görülmemiştir. Buna rağmen İslamiyet’in yayıldığı geniş alanlardaki toplumlarda, eski tarihsel miraslarına ve mezar kültlerine bağlı olarak değişik özelliklerde mezar gelenekleri gelişmiştir. Zaten bu durum kaçınılmaz bir sonuçtur. Çünkü mezar taşları da diğer bütün sanat eserleri ve maddi kültür varlıkları gibi yapıldıkları çevrenin ve ait oldukları dönemin inançlarının. adet, sanat ve geleneklerinin tarihi. bölgesel ve sosyal koşullarının ortak ürünüdür. Yukarıdaki satırlarda bazı İslam öncesi Türk geleneklerinin Müslüman olduktan sonra da Türkler arasında yaşadığını belirtmiştik. Mezar taşı ve mezar kültü hususunda da bu durum özellikle dikkat çekicidir. Türk toplulukları arasında Müslüman olduktan sonra da görülen balbal geleneği zamanla antropomörfik karakterini kaybederek mezar taşı biçimine dönüşmüştür. Hatta tasvir yasağı yüzünden mezarın adına yapıldığı kişinin kavuğu. sarığı ya da kılıcının tasvir edildiği geç dönem Osmanlı mezar taşlarında da balbal geleneği anılarının izlerini bulmak mümkündür. Mezar taşlarından başka ölü gömme ve mezar yapımı konusunda da bazı ilginç örneklerle karşılaşılmaktadır. Sözün gelişi. 14. yüzyılda. ilk Osmanlı Fatihlerinden Gazi Süleyman Paşa. Gelibolu civarında Bola yır’daki türbesine uşağı ve atı ile gömülmüştür.
İslam ülkeleri arasında mezar taşı tiplerinin çeşitliliği. ölçüleri ve süslemesi bakımından Anadolu"nun ayrı bir yeri vardır. Yüzyıllarca değişik kültürlere zemin olan ve Türklerin yerleşmeye başladıkları yüzyıllarda da arz ettiği etnik ve kültürel yapı, Anadolu mezar taşlarının İslam dünyasındaki özel durumunu ortaya koymuştur ı. yüzyılla beraber Anadolu"yu fethetmeye başlayan Türkler. burada anıları M.Ö."ki yüzyıllara dayanan eski mezar taşı sanatı geleneklerini sürdürürken. bir yandan da tarihi ve yerel etkenlere bağlı olarak ilerleyen yüzyıllarda çeşitli bölgelerde mahalli tipler sayılabilecek özellikler taşıyan mezar taşları ortaya koymuşlardır.

Kaynak:
Karamanoğulları Dönemi
Konya Mezartaşları
Seyfi Başkan
T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları 1996



Hit : 1708
  
Yorum eklemek istermisiniz ?
Etiketler : TÜRKLERDE MEZAR KÜLTÜRÜ VE MEZARTAŞI GELENEGİ
RESİM GALERİSİ 


Mesaj Panosu ( Üyeler için)

   Üye Girişi
 
 

HABER BAŞLIKLARI
Eyüp’te Definecilerin M..
Eyüpsultan"da Tarihi "T..
Ecdadımızın inceliğine ..
Cinuçen Tanrıkorur anıl..
Osmanlı Şairleri ..
Topkapı Sarayı binaları..
Çarşı Kültürü ..
Medeniyet Balçıkla Sıva..
Ahmed Yüksel Özemre yâd..
Nusret Özcan unutulmadı..
Bestami Yazgan"dan üç y..
"Ben bir Müslümanım" ..
Hilmi Yavuz Bâbıâli’de ..
İdris-i Bitlisîlere iht..
Sezai Karakoç"tan anla..
Asıl Israil"in insanî y..
İsrail devleti iflas et..
ESKADER"e Yeni Yönetim..
Galata"nın İncisi..
Alâmet Japonya’ya nasıl..
Ziya Nur Aksun Bâbıâli’..
Enflasyon’un ilk kurban..
“Suda açan çiçekler” ..
SİNEMA SANATÇISINA "İÇK..
Osmanlı yadigârı Peç"te..
"ESKADER" Bâbıâli Sohbe..
Ahlat"taki Abidevi Meza..
Değişim mezara kadar sü..
Mezar taşları projesin..
Eyüp Sultan"da Kültür B..
Sitemizi Ziyaret Edenler Website counter 
Powered by Netfırtına Reklam Rüya Tabiri çeviri sözlük